HomebilgilerGig ekonomisi yükselmeden çöker mi?

Gig ekonomisi yükselmeden çöker mi?

Gig ekonomisi ile ilgili her gün biraz daha fazla şey duyuyor ve okuyoruz. Gig ekonomisi, paylaşım ekonomisi, freelancer ekosistemi gibi farklı isimlerle de anılsa mevzu basit. Kendinize güvendiğiniz bir bilginiz, bir uzmanlığınız varsa sabah 8 akşam 6 aynı işyerinde çalışmak, tekdüze bir hayata sahip olmak zorunda değilsiniz. Dİyelim ki iyi bir yazılımcı ya da analistsiniz. Proje bazlı işler alarak evinizde, kahve dükkanında, önünüzde kişisel bilgisayarınızla çalışabilirsiniz. Hem daha fazla maddi gelir elde edebilir hem de özgürlüğün tadını çıkarabilirsiniz. Günün istediğiniz saatinde çalışır istediğiniz saati kendinize ayırabilirsiniz. Viva Gigonomi!

Biraz abartmış olsak da gig ekonomisi terimi üç aşağı beş yukarı böyle bir resim vaat ediyor bizlere. 20li yaşlarında genç bir yazılımcı, elinde Starbucks kahvesi, kafasında Beats kulaklık ve önünde Apple ile yaratıcılığını ortaya koyarak kendini gerçekleştiriyor. Klasik bir gig ekonomi posteri.

Resimler, anlatılar gig ekonomisi ile ilgili başka bir şeyler anlatırken Dünya’nın dört bir yanındaki Über sürücüleri, İngiltere’de pedal çeviren Deliveroo çalışanları, paketlerini bitirebilmek için diyabet doktoruna gitmediği için hayatını kaybeden DPD çalışanı Don Lane ise gig ekonomi ile ilgili başka şeyler anlatıyor. Ülkemizde de benzer bir modeli hayata geçiren HepsiExpress ile ilgili ise henüz bir hikaye duymadık;henüz.

Rekabetin artması ile beraber şirketlerin dikey uzmanlıklara olan ihtiyaçları eskisine göre çok daha fazla artmaya başladı. Örneğin pek çok şirket süreçlerini paket yazılımlarla yönetemiyor; sürekli kişiselleştirerek kendi ihtiyaçlarına uygun yazılımlar geliştirmeye çalışıyor. Bir çok marka sosyal medya hesaplarını profesyonel ellere teslim etmek istiyor. Şirketinizin web sitesini kurmuş olmanız yetmiyor; arama motorlarında görüntülenebilmesi için düzenli SEO hizmeti almanız gerekiyor. Tüm bu spesifik ihtiyaçları tam zamanlı çalışanlarla gidermek çoğu zaman ekonomik olarak mümkün olmuyor. Her bir ihtiyacınız için B2B destek almak ise tam zamanlı çalışan istihdam etmekten bile pahalıya mal oluyor olabilir. Gig ekonomisi tam da bu noktada şirketlere ihtiyaç duydukları spesifik yetkinliği belirli bir amaç için belirli bir süre elde etmelerine olanak sağlıyor. Bilgisine ve becerisine başvurulan uzman kişi ise muhtemelen iyi rakamlarla bu hizmeti sağlıyor. Alanın da verenin de mutlu sayılabileceği bu denklik bazı riskler içeriyor. Şirketlerin bu konuya iştahları açıklanabilir ve anlaşılabilir olmakla beraber çalışanların gig ekonominin pırıltılı paketinin altındaki gerçekleri daha iyi anlayarak karar vermesi gerekiyor.

Gig ekonomisi sosyal güvence ile ilgili tüm sorumluluğu çalışana yükler, iş ve gelir güvencesinin olmaması uzun vadede kaygı ve strese yol açar. İnsanoğlu yapısı gereği uzun vadeli düşünmeyi, geleceğe yönelik planlar yapmayı sever. Gig ekonomisinde gelecek ile ilgili planlarınız her zaman risk altındadır (kurumsal hayata göre daha yüksek bir belirsizlik ve risk).

Sanayi devriminin başında bu yana işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi tesis etmek yaklaşık yüzyılımızı aldı. Proje sahibi ile freelancerlar arasındaki bu çetrefilli ilişkiyi düzenlemek ne kadar süremizi alacak; hep beraber göreceğiz.

previous article
next article
No comments

leave a comment