HometartışmaKoskoca lider hiç özür diler mi?

Koskoca lider hiç özür diler mi?

2003 yılında genç bir üniversite öğrencisi Harvard Üniversitesi’nin intranetinden tüm öğrencilerin fotoğraflarını aldı. Bu fotoğrafları bir web sitesinde yayınlayarak ziyaretçilere fotoğrafların ne kadar çekici olup olmadıklarını oylamalarını istedi. Fotoğrafların izinsiz bir şekilde yayınlanması, binlerce kişinin fotoğraflardaki kişiler hakkında yorumlar yapması infiale yol açtı. Bu sistemi kuran kişi ortaya çıkıp “İşlerin buralara varacağını tahmin edemedim; hepinizden özür dilerim” dedi. Genç Mark Zuckerberg kendisini Cambridge Analytics skandalındaki özürlerine taşıyacak kariyerine yaklaşık olarak böyle başladı. 2004lerden bugüne kadar devam eden yolculuğunda kimi zaman kişisel verilerin güvenilirliği, kimi zaman reklam politikaları nedeni ile Zuckerberg defalarca bizlerden özür diledi.

2015 yılında bağımsız denetleme kuruluşları tarafından yapılan detaylı incelemelerde Toshiba’nın üst yönetimin bilgisi ve onayı dahilinde bilanço değerlerinde oynamalar yaptığı, rakamları manüple ettiği ve şirketin faaliyetlerinden kaynaklanan kârlılığını olduğundan yüksek gösterdiği ortaya çıkmıştı. Kurumsal yönetişim anlamında önemli bir vaka olabilecek bu gelişme karşısında Toshiba CEO’su ve yönetim kurulu başkanı Hisao Tanaka tüm Japon vatandaşlarından özür dileyerek istifa etti. Yakın zamanda yaşanan Volkswagen’in gaz emisyonu skandalının arkasından da başta CEO Martin Winkerton olmak üzere özürler ve ardı ardına istifalar gelmişti.

Bu olayları hatırladıktan sonra hepsini bir kenara koyalım ve şimdi liderlik üzerine düşünmeye başlayalım. 20.yüzyılın ilk yarısında liderlerin aklına ve bilimine, ikinci yarısında ise duygularına ve değerlerine güzellemeler yaptık. Özellikle son yirmi yıldır otantik liderlikten hizmetkar liderliğe kadar, liderlik ile ilgili söylediğimiz sözler hep “değerler” etrafında döndü dolaştı. Samimiyet, sahicilik, açıklık, dürüstlük, güven gibi iş sonuçları ile ilgisi dolaylı tüm kavramlar ideal lider tariflerinin merkezine oturmaya başladı. Bunun nedenleri oldukça uzun ve derin bir tartışmayı gerektirir ama kabaca bu değişimi şöyle özetleyebiliriz:

İçerisinde yaşanılan dönemde insanlar en çok neyin ihtiyacını yaşıyor, en çok neyin açlığını yaşıyorlarsa ideal lidere de bu özellikleri atfediyorlar.

Herşeye vâkıf olan, kudretli, karizmatik ve güçlü bir lider her zaman en doğru kararları alarak takipçilerini kusursuz, çelişkisiz ve büyük zaferlerle dolu bir geleceğe taşır. Haliyle böyle bir lider hiçbir zaman hiçbir şekilde hata yapmayacağı için özür dilemesi de söz konusu olamaz. Ancak ne var ki yukarıda bir çırpıda hatırladığımız örneklerde liderler açık açık, alenen, lafı hiç eğip bükmeden “yanlış yaptım. özür dilerim” diyebiliyor.

Otantik bir liderden takipçilerine karşı dürüst ve açık olmalarını bekliyoruz. Mark Zuckerberg kişisel verilerimizi Trump kazansın diye seçimleri manüple edecek bir şirkete sattı. Martin yazılımsal hilelerle gezegenimize yüzbinlerce otomobilin bildiğimizden 40 kat daha fazla emisyon salmasının zeminini hazırladı. Hisao Toshiba’yı şişirerek binlerce kişinin balon bir bilançoya bakarak yanlış yatırım kararları almasını sağladı. Ve hepsi de özür diledi. Açık, samimi, içten ve sahici bir özür. Tam da bir liderin etmesi gerektiği gibi (!).

Bu örneklerden görüyoruz ki büyük skandallardan sonra liderler kaçacak bir noktaları olmadığından emin olduklarında özür diliyorlar. Ama bu özür onların kişisel imajlarını kurtarıyor mu? Üç lider için de tereddütsüz söyleyebiliriz ki; hayır. Bunu bile bile neden özür diliyorlar; neden hemen pes ediyorlar? Cevap kısa: yönetişim (governance) ve ahlaki değerler. Özür diliyorlar çünkü borsa tanrıları büyük skandallardan sonra her zaman bir kurban istiyor. Çünkü kurban verilmesi kurumsal yönetişime güven açısından her zaman sembolik anlamlar içerir. Bir yandan toplumun sahip olduğu ahlaki normlar, kısacası kamusal ahlak bu kişiler üzerinde özür baskısını arttırıyor. Bu baskı kimi zaman bir devlet başkanına resmi ofisinde stajyeri ile yaşadığı oral seks deneyimini televizyon ekranlarında yaşlı gözlerle anlatmasına bile neden olabiliyor.

Liderlik ile ilgili zarf devirden devire değişse de mazruf pek değişmiyor. Liderlik, yapılan binlerce farklı tanıma rağmen bir vizyon oluşturmaktan, takipçileri bu vizyona inandırmaktan beslenen bir kavram ve bu halen değişmedi. Eğer bu böyle olmasaydı ekran karşısında esrar içen, hamile çalışanlarına eziyet eden, yeni baba olmuş çalışanını otomobil lansmanına gelmediği için fırçalayan, yatırımcılara ayar veren, ideal lider normlarına hiç de uymayan Elon Musk liderlik karizmasını korumayı nasıl başarabilirdi?

Vizyoner liderliğe hoş geldiniz. Eğer Mars’ta yeni bir hayat kurmak, sürücüsüz araçlar ve fosil yakıtsız bir ulaşım inşa etmek ya da Los Angeles’ın altına tünel yapmak gibi ülküleriniz varsa ve insanları bu ülküye inandırabiliyorsanız ahlaki normlar bir takım muhafazakarların, kurumsal yönetişim de bazı borsa dinozorlarının derdi olarak kalır. Ve halen adınız-bütün günahlarınıza rağmen- ilham veren liderler arasında anılır (en azından bir süre daha).


Sıradaki kamusal ahlak ve yönetişim örneğimiz güzel yurdumuzdan geliyor. Ulaştırma Bakanı 9 kişinin öldüğü ve sinyalizasyon eksikliği nedeni ile olduğu raporlanan tren kazası sonrası tüm açıklığıyla özür diliyor.”

“The ethic you have looked for cannot be reached at the moment”

Bir önceki yazımız olan Her iyileştirme inovasyon mudur? İnovasyonun çeşitleri nedir? başlıklı makalemizde inovasyon, inovasyon çeşitleri ve inovasyon nedir hakkında bilgiler verilmektedir.

No comments

leave a comment