Homebilgilerİnovasyon süreci oyunlaştırılabilir mi?

İnovasyon süreci oyunlaştırılabilir mi?

Oyunlaştırma nedir? İnovasyonla ilgisi nedir?

Oyunlaştırma’ kelimesinin anlamını; oyun mekaniğinin oyun dışı aktivitelere uygulanması böylece belirli davranışların sağlanması olarak alırsak, başlığı daha iyi anlayabiliriz. İnovasyonun tam olarak ne olduğunu Başarılı bir inovasyon çalışmasının 4 unsuru yazısında biraz tartışmıştık. Örneğin, bir depodaki ürünlerin toplanması, paketlenmesi ayrıca bunların hızlı ve kaliteli bir şekilde yapılması gerekiyor. Hız ve kaliteyi puanlayarak ve bu puanları hediyelere dönüştürerek çalışanları daha iyisini yapmaları için teşvik edebiliriz.

Fakat oyunlaştırma kavramıyla ilgili kaçınılmaz problemlerden birisi şudur. Ne zaman oyunlaştırma hakkında konuşsak aklımıza çocukların ödevlerini yapmak yerine oyun oynadıkları akla gelir. Benzerliği reddedemeyiz. Çünkü oyun tasarımcıları da oyuncuları puan ve ödüllerle besleyerek,  önlerine engeller koyarak oynamaya devam etmeleri konusunda teşvik ederler. Sırasıyla onlara yeni zorluklar ya da ayrıcalıklar verirler, bu da onlara akranları/paydaşları arasında daha iyi olma şansı verir.

Oynamak çocuk işi mi?

Bu güdü sadece oyun oynayan çocuklara özgü değildir. Hepimiz teşvikleri, ödülleri, zorlukları, ayrıcalıkları ve övgüleri severiz. Bunlar olağan ve insani duygulardır. Ve bu duygular  düşündüğünüz kadar da yeni değiller. İnsanlar bunu uzun zamandır yapıyordu ama bir ismi yoktu. Yıllar öncesinden güzel bir örnek, sattıkları basit tişörtlerden büyük ölçüde kazanç sağlayan Hard Rock Cafe. Tişörtlerin tek özelliği, satıldıkları yerdeki şehrin isminin üzerinde yazması. Kendinizi yeni bir şehirde bulduysanız, tişört almak için Hard Rock Cafe’ye gitmek sizin için eğlenceli bir hal alıyor.

Uçak şirketleri de aynı sistemi kullanmaktadır. Her uçağa binişinizde puan kazanırsınız, bu puanlar biriktikçe sıradaki uçak biletinizi daha indirimli fiyatlara alırsınız. Perakende mağazalarında alışveriş yapmanın ödülü de başka bir oyunlaştırma biçimidir. “Oyunu oynamanız” için size teşvik edici şeyler sunarlar (sınırlı zamanda yaptıkları promosyonlar gibi). Siz birine yanıt verdiğinizde, bu sizi bir diğerine iter. Starbucks, etrafınızdaki en yenilikçi perakendecilerden biri, perakende mağazalarını ziyaret ettiğinizde size sanal puan ve sanal rozetler vererek alışveriş yaptığınız için sizi ödüllendiriyor. Hard Rock Cafe gibi, insanları cep telefonlarından birden fazla satış yerinde “check-in” yapmaya teşvik ediyorlar ve beş farklı Starbucks’ı ziyaret ettiğinizde bu size ekstra puan kazandırıyor. Puanların hiçbir parasal değeri ve rozetlerin gerçek dünyada herhangi bir getirisi yoktur, ancak bu yöntem insanlara mağazalarını ziyaret etmeleri ve daha fazla ürün satın almaları için eğlenceli bir teşvik sağlar.

İnsanların kabul görme, statü, başarı, ödül, özgünlük ve rekabet gibi temel istekleri vardır. Aklınıza gelen herhangi bir fikre uygun bir oyun mekaniği kurduktan sonra insanlar tarafından katılım olmaması kaçınılmazdır.

İnovasyon oyunlaşabilir mi?

Pratik anlamda bunu yapmak için; yapılan etkinlik için puan vermek, sadece fikir sunmakla kalmayıp iyi fikirleri derecelendirmek ve çok da iyi olmayanların gelişmesini sağlamak, aynı zamanda diğer insanların fikirlerini yorumlayarak ve işbirliği yaparak bunları şekillendirmek gereklidir. Bir sonraki kaçınılmaz adım ise, insanların akranlarıyla karşılaştırıldıklarında nerede oturduklarını görebilmeleri için lider panoları yayınlamaktır. Ayrıca toplanan puanlar finansal ya da daha farklı ama somut olan şeylere dönüştürülmelidir.

Ancak inovasyon sürecinin oyunlaştırılmasının bazı sakıncaları da var. İnovasyon sürecinin oyunlaştırılmasındaki bariz problem, belli bir davranışı ödüllendirince, insanların o şekilde davranmasıdır. Başka bir deyişle, insanları bir fikre karşı yorum yazdıkları için ödüllendirirseniz, bazı insanlar fikir geliştirmek yerine puan kazanmak için sıradan yorumlar yapacaktır. Sizin işiniz, bariz yararları bu olumsuz taraflarla dengelemek.

Bir kurum içerisinde inovasyon çalışması yapmak, kurumun kültürüne, liderlerin davranışlarına, örgütsel iklime, çalışanların motivasyonuna, inovasyon yönetim süreçlerine, organizasyon yapısına ve başka bir çok şeye bağlıdır. Ve saydığımız tüm bu unsurların neredeyse tamamı inovasyon yapmak isteyen bir kurum çalışanının karşısına destek değil “challenge” olarak çıkmaktadır. İnovasyonun inovasyon yapan kişiye sağladığı katkı ise çoğu kez tartışmalı ve pusludur.

Tüm bu zorluklar karşısında bir kişinin inovasyon yapabilmesi için doğru dürtülerle teşvik edilmesi, izlenmesi, korunup kollanması gerekmektedir. Oyunlaştırılmış bir inovasyon süreci fikirlerin oluşmasından hayata geçmesine kadar geçen zahmetli süreci yönetmek, kontrol altında tutmak, izlemek ve takip etmek açısından eğlenceli ve renkli bir yol olarak kullanılabilir.

EFQM’den TKY’ye ISO’lardan Balance Scorecard’lara kadar süreçlerin başarısını ölçen çok farklı yaklaşım şirketlerin repertuarlarında mevcut. Ancak inovasyon ya da kurum içi girişimcilik bir çok yönü ile bu araçların genel yaklaşımlarına (Planla-Uygula-Kontrol Et-Önlem Al ve tekrar planla) uygun değildir.

Oyunlaştırma tam da bu aşamada bir yönü ile teşvik, eğitim ve motivasyon aracı diğer yandan da bir yönetim ve izleme aracı olarak kullanılabilir. Sıkıcı bir Excel scorecard’ının yerini farklı “item” ve “badge”lerin yer aldığı bir “leaderboard” alması bazı yöneticiler tarafından ciddiyetle karşılanmazsa endişeye mahal yok. Değişim oyunlaştırma’dan yana.

Bir önceki yazımız olan 2018 yılının en iyi 10 strateji ve inovasyon kitabı başlıklı makalemizde 2018, en iyiler ve inovasyon hakkında bilgiler verilmektedir.

No comments

Sorry, the comment form is closed at this time.