HometartışmaDönüşümsel Liderlik: Mitler ve Gerçekler

Dönüşümsel Liderlik: Mitler ve Gerçekler

Dönüşümsel liderlik kavramının James M. Burns tarafından ortaya atılmasının üzerinden neredeyse 40 yıl geçti. Bu süre zarfında dönüşümsel liderliğin ne olduğu, dönüşümsel liderlerin davranışları, kurumların performanslarına etkileri yüzlerce makale ve araştırmada incelendi, halen de incelenmeye devam ediliyor. Günümüz koşullarında şirketler var olmak için değişimle başa çıkmaya çalışırken dönüşümsel liderlik şirketlere tüm çalışanların yürekten katılımı ile değişime istekli bir organizasyon öneriyor. Peki nedir dönüşümsel liderlik?

Dönüşümsel liderlik nedir?

Daha önce bir çok yerde görme ihtimalinize rağmen dönüşümsel liderliği kısaca özetleyelim. Burns ve arkasından Bass tarafından yapılan tanımların üzerine pek çok ilave yapılmış olsa da halen dönüşümsel liderlik temel olarak 4 temel boyut üzerinden tartışılıyor:

  1. Bireysel ilgi (Takipçilerin tüm spesifik ihtiyaçlarına yönelik konsantrasyon)
  2. Entellektüel uyarım (Yaratıcılık ve yenilikçilik konusunda cesaretlendirme)
  3. İlham veren motivasyon (Ortak vizyona yürüme yönünde motive edebilme)
  4. İdeal etki (güven ve saygı oluşturarak rol model olabilme, karizma)

Değişimle başa çıkarken organizasyonlar gücünü içsel dinamiklerinden alır, yani çalışanlarından ve ekiplerinden. Çalışanların ve takımların potansiyellerini ortaya çıkarmanın anahtarı ise pek tabii yöneticilerin ceplerindedir. Dönüşümsel liderlik tam da bu noktada değişimin, dönüşümün bu 4 boyuta sahip liderler tarafından uygulanabileceğini söylüyor. Bu 4 boyutu bir mercek olarak gözümüze taksak ve Dünya’daki (aynen Burns tarafından 1978de yapıldığı gibi) büyük değişimleri tetikleyen liderlere baksak neredeyse tamamının bu 4lü yapıya oturduğunu görürüz. Dönüşümsel liderlik teorisi, bir liderin takipçilerine bireysel ilgi göstermesini, birebir temas kurup onların spesifik ihtiyaçlarına ilgi duyması gerektiğini söyler. Aynı zamanda bir lider entellektüel uyarım ile takipçilerini beslemeli, kalıpların dışında düşünmesi yönünde onları cesaretlendirmelidir. Bununla beraber ortak vizyona elele yürüme konusunda takipçilerini motive edebilmelidir. Güven ve saygı oluşturarak da takipçilerine rol model olabilmelidir.

Dikensiz bir gül bahçesi mi?

Bu 4 boyutu tersten okuduğunuzda dönüşümsel liderliğin ne kadar doğru bir model olduğuna daha da iyi ikna olabilirsiniz. Bir lider düşünün ki takipçileri ile hiç bir bireysel temas kurmasın, onları farklı şeyler düşünme konusunda desteklemesin, hiçbir konuda ilham vermesin ve güven duyulan biri olmaktan uzak saygın olmayan bir kişi olsun. Bu liderin değişimi yönetebilme kabiliyetinden bahsedebilir miyiz? Asla. Peki dönüşümsel liderlik organizasyonlar açısından hiç bir risk barındırmıyor mu? Elbette.

Dönüşümsel liderin riskleri

  1. Dönüşümsel liderler büyük birer motivatördürler. İnsanları “ortak” hedeflere ikna etme konusunda müthiş becerilere sahiptirler. “Ortak hedef” aslında dönüşümsel liderin bireysel hedefi olabilir. Ve eğer dönüşümsel lider doğru hedef belirleyememişse motivasyon ve ilham geri tepebilir.
  2. Dönüşümsel liderler sahip oldukları karizmanın ve etkinin büyüsü ile yanlış karar verebilirler ve bu büyünün içerisinde -hatalarını söyleyecek bir takipçiye de sahip olmadıklarından- hatalarını fark edemeden hata yapmaya devam edebilirler.
  3. Dönüşümsel liderler takipçilerini büyük ideallere odaklar ve motive ederken onların çok fazla efor sarfetmesine, yoğun stres yaşamasına, sınırlarını zorlamasına neden olabilir. Kısa vadede büyük, inanmış ve ateşli takipçiler bir süre sonra tükenmiş bireylere dönüşebilirler.
  4. Dönüşümsel liderler her zaman takipçilerinin hedefe ve vizyona inandıklarını düşünürler, kabul ederler. Bütün planlarını buna göre yaparlar. Güçleri ve etki alanları nedeni ile yeterince motive olmayan kişiler de motive olmuş ateşli birer takipçi gibi görünebilirler.
  5. Dönüşümsel lider tarafından belirlenen ortak bir hedefe yönlenen takipçiler aslında riskli bir kaynak kullanımıdır. Hedefin hatalı olması, risk analizinin dönüşümsel lider tarafından doğru yapılamaması, dar boğazların ve kaynak kısıtlarının doğru şekilde değerlendirilememesi nedeni ile takipçilerin enerjileri (dolayısıyla kurumsal kaynaklar) boşa harcanmış olabilir. Güçlü ve iddialı bir ldier, bazen fazla iyimser olabilir.
  6. Günlük detaylar, tekrar eden rutin süreçler, dönüşüme yönelik olmayan işler dönüşümsel liderin ilgisini çekmez. Takipçilerini bu konulara yönlendirme konusunda isteksiz olabilir yada heyecan duymayabilir. Bu da takipçilerin sonuç almaya yönelik kısa çevrimli işler yerine uzun vadeli, riskli değişim projelerine daha çok emek harcamasına neden olabilir.
  7. Eğer kurum büyük bir değişimin, dönüşümün içinde değilse, var olmak ile ilgili daha önemli problemleri varsa dönüşümsel liderlerin büyük vizyoner düşünceleri kurumun ihtiyaçları ile örtüşmeyebilir.

Sonuç olarak…

Yönetim ve organizasyon ile ilgili bütün konularda olduğu gibi liderlik konusunda da tek ve doğru büyük bir cevabın olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Doğru liderliğin ne olduğu sorusu ancak öncesinde pek çok sorunun cevaplanması ile anlam kazanabilir.  Liderliğin ne olması gerektiği kurumdan kuruma, ekipten ekibe, liderden lidere ve zamanla değişen bir cevaptır. Bir liderin ait olduğu organizasyonu, organizasyonun ait olduğu ekosistemi, takipçilerini, takipçilerinin içsel dinamiklerini ve tüm bunlardaki ani değişimleri iyi okuması gerekir. Doğru bir liderlik ancak bu gözlem becerisi ile mümkündür. Yüz yıllık rakipsiz bir petrokimya devinde de, geçen sene kurulan 20 kişilik bir start-up şirkette de, çevreyi korumak için mücadele eden bir sivil toplum kuruluşunda da başarılı ve başarısız liderler vardır. Ancak başarılı liderleri açıklayan tek, genel geçer küresel bir cevap aramaya çalışmak nafile bir çabadır.

Dönüşümsel liderlik, ataletini yenmeye ve daha iyiye doğru evrilmeye çalışan organizasyonlarda liderler için iyi bir yol haritası olabilir. Ancak aynen bütün yönetim teorileri gibi, çok boyutlu bir şekilde ele alınmalı ve değerlendirilmelidir.

Bir önceki yazımız olan Koskoca lider hiç özür diler mi? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

No comments

Sorry, the comment form is closed at this time.