Hometartışma#fridaysforfuture : Zamanlaması manidar bir fitne

#fridaysforfuture : Zamanlaması manidar bir fitne

Ne zaman işler sarpa sarsa, ne zaman istenmedik olaylar meydana gelse hesap vermesini beklediğiniz kişiler kameralar karşısında soğukkanlı bir şekilde aynı tuhaf klişeyi tekrarlar: “zamanlaması manidar”. Bunu öyle emin söylerler ki siz hesap sormak yerine zamanlamanın manidar olduğunu fark edemediğiniz ve büyük resmi göremediğiniz için suçlarken bulursunuz kendinizi.

Bu klişe ifadenin altında yatan ataerkil devlet anlayışına, derin kaderci kültürümüze yönelik izleri görmezden gelip asıl konumuza odaklanalım.

Zamanlamasını manidar bulduğumuz son gelişme Greta Thunberg’in Time dergisi tarafından yılın insanı seçilmesiydi. Memleketimizde Greta’nın yaşıtlarının tecavüz ve ölüm haberlerini bile “algı operasyonu” sayanların Greta’dan ekoloji ile ilgili bir şeyler öğrenmesini beklemiyorduk sanırım.

Neyse; biz şimdi kendi büyük resmimize odaklanalım.

Bundan seneler sonra 2019 yılına dönüp baktığımızda hatırladığımız tek sivil hareketin Greta Thunberg’in “Fridays for Future” inisiyatifi olacağını düşünüyorum. Greta mevzusunun yakın geleceğimizin neye benzeyeceğine ve neleri tartışacağımıza dair önemli işaretler taşıdığını düşünüyorum.  Fridays for Future ile ilgili not aldığım birkaç noktayı paylaşmak isterim.

Bir yapıya dahil olmak mı? Bir ağ’a bağlanmak mı?

Ben ve benden yaşlılar için ortak bir amaç için mücadele etmek demek birlik olmak, örgütlü olmak ve bir organizasyona üye olmak demekti. Çevre için çevre koruma derneğine, liberalizm için liberal partiye, çocuğumuz için okul aile birliğine mensup olmamız gerektiğini düşünenlerdeniz. Kendiliğinden oluşan bir ağa bağlanarak ortak bir amaç için mücadele etmenin ne anlama geldiğini Gezi’de biraz anlamıştık. Greta’nın başlattığı hareketin kendi dili olan küresel bir inisiyatife dönüşmesi inanılmaz bir hızla oldu. Bu işi yürütme komiteleri, küresel yayılım strateji planları, yönetim kurulları, ülke sorumluları falan yolu ile yapsaydı Greta acaba kaç yılını harcardı?

Çevik organizasyon, yatay örgütlenme, holokrasi vb. yenilikçi yönetim yaklaşımlarını inceleyenler için Greta örneği oldukça ilgi çekici. Aynı zamanda -kuşak tasniflemelerine mesafeli olsam da- gençlerin nasıl bir çağın içine doğduklarına dair de önemli bir örnek.

Kurumsal sosyal sorumluluk mu? Gerçekçi bir politika mı?

Bir şehrin bütün sokaklarından oluk oluk pislik akıyorsa herkesin kapısının önünü süpürmesi bütün kenti tertemiz yapar mı? Samimiyetle gerçekleştirilen kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarının topluma, çalışanlara ve kurumlara değer kattığına yürekten inanıyorum. Ancak Greta’nın uykularını kaçıran ekolojik gerçekleri bertaraf etmek için iyi niyetli kurumların samimi çabalarından ötesine ihtiyaç var. Okul yıllarında aile toplumun yapıtaşıdır diye öğrenmiştik. Toplumun yapıtaşının şirketler olduğuna inanıyorum. Davranışlarımızı, alışkanlıklarımızı, yaşam tarzımızı, yaşadığımız ülkeyi değiştiriyorlar; ötesi var mı? Şirketlerin üzerinde önemli bir sorumluluk olduğu kesin. Ancak daha fazlası için daha fazlasına ihtiyaç var.

  • İçerik Önerisi:  Good Business (Mihaly Csikszentmihalyi)

Daha fazla büyüme. Masal mı? Rasyonel bir model mi?

Greta’nın sorduğu sorunun cevabını en iyi iktisatçılar biliyor. Bir gün Greta’nın yolu dürüst bir iktisatçı ile kesişirse “neden gezegenin hep beraber canına okuyoruz?” sorusuna şu cevabı alacaktır:

–         Sevgili Greta; gezegenin canına okuyoruz çünkü 60 yıl önceki meslektaşlarımız böyle istedi. İki dünya savaşının arkasından yaşanılan soğuk savaş döneminde biz ülkelere “büyüme” dışında başka hiçbir şey öneremedik. Ülkelerin ekonomik başarılarını sadece GSMH (GDP) parametresine indirgedik. Daha fazla GSMH daha fazla doğal kaynak demek biliyoruz ama bunu dert edecek durumda değildik. Yarım yüzyıldır övgüler düzdüğümüz bu düzenin sürdürülebilir olmadığının gayet farkındayız ama biliyorsun işte, politikacılar seçim döneminde “büyüme” dışında halen başka bir şey öneremiyorlar. Lütfen bize kızma.

Yeni politika

Son birkaç asırdır siyasetin merkezinde tek bir soru vardı: “Serveti nasıl bölüşeceğiz?” Birkaç dünya savaşına ve dengesi bozulmuş bir gezegene mal olsa da bu soruya ehveni şer bir cevap verebildik nihayet. Ama bugün siyasetin karşısında daha büyük ve daha zor bir soru var: “Servet üretmeye nasıl devam edeceğiz?”

Greta çevreci duyarlılıkları olan iyi niyetli bir genç kız olabilir ama O’nun hassasiyetleri yeni siyasetin ana konusu olacak. (Biliyorsunuz, siyasi partilerin seçim beyannamalerinin arka sayfaları çevreye, doğaya, kadın ve çocuk haklarına ayrılır. İnanıyor ve diliyorum ki geleneksel siyaset en büyük tokatı bu arka sayfaya koyduklarından yiyecek.)

Simit Ekonomisi

İngiliz ekonomist Kate Raworth Simit Ekonomisi (Doughnut Economics-2017) olarak çevrilen kitabında uzunca zamandır değişik bir şey duymadığımız iktisatçılar cephesinden taze bir modelle karşımıza çıkıyor. Bu gezegende daha uzun süre varolabilmemizin koşulunun bir taban ve bir tavan arasında kalarak büyümekten geçtiğini savunuyor. Toplumsal Taban herkesin temel ihtiyaçlara (enerji, su, ağlara bağlanma, gıda, sağlık, eğitim, iş vb.) erişebildiği minimum büyüme hedefini temsil ediyor.  Üst sınırı ise Ekolojik Tavan olarak ifade ediyor. Büyümenin ekolojik tavanı aştığı durumlarda -eh hemen hemen son 60 yıldır olduğu üzere- ekolojik kaynaklar geri döndürülemez şekilde tükeniyor. Raworth toplumsal taban ile ekolojik tavan arasında kalan bu halkayı da simit ekonomisi olarak tarif ediyor.

Bu alanda kalmak ile ilgili 7 önerisini paylaştığı kitabı elbette tüm sorunlarımızı çözecek bir reçete değil. İnsanlığın önünde kocaman bir ekolojik sınav var. Cevaplamaya hangi sorudan başlayacağımızı bilmek bile önemli bir adım ve Simit Ekonomisi bunun için küçük ama iyi bir başlangıç.

Çocuklara daha iyi bir Dünya bırakmak için artık çok geç. Ekonomik büyüme uğruna yarattığımız ekolojik yıkımı durduracak Greta’ları desteklemenin ise tam zamanı.

Bir önceki yazımız olan Yalnız kurtlardan yaratıcı fikir çıkmaz mı? başlıklı makalemizde inovasyon, takım ruhu ve yönetim hakkında bilgiler verilmektedir.

Erim Kırca

Uluslararası bir şirkette Yetenek Yönetimi Lideri olarak çalışmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde liderlik ve inovasyon üzerine doktora çalışmaları yapmaktadır. Tasarım, inovasyon, organizasyonel gelişim ve yetenek yönetimi konularına ilgi duymaktadır.

Written by

Uluslararası bir şirkette Yetenek Yönetimi Lideri olarak çalışmaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde liderlik ve inovasyon üzerine doktora çalışmaları yapmaktadır. Tasarım, inovasyon, organizasyonel gelişim ve yetenek yönetimi konularına ilgi duymaktadır.

No comments

Sorry, the comment form is closed at this time.